Hani dalgın olursunuz. Düşünürsünüz, ama ne düşündüğünü bulamazsınız. Cümleyi kurarsınız ama sonunu getiremezsiniz ya da öznenizle uyuşmaz... Çelişki yaşarsınız öyle ki kendinizle çelişirsiniz. Kendinize yabancılaşırsınız, baktığınız yerde değilsinizdir artık. Artık ne düşündüğünüzü bilmeden düşünmek, isminizle seslenildiğinde dönüp bakmamak normaldir sizin için. O siz değilsinizdir. Sanki içinize ihanet etmiş gibi...
Sonucunun ne olacağını bilmeden yaşarsınız, ruh gibisinizdir... O kadar kaybolmuşsunuzdur ki artık etrafının da yabancılaştığını hissedersiniz kendinize. Hani sanki hiçbiri sizin arkadaşlarınız değil, aileniz değil, tanıdıklarınız değil, sevgiliniz değil gibi... Hayatınıza yabancılaşırsınız. Utangaç, korkak, yalnız, mutsuz ve beklentisizsinizdir artık...
Artık siz siz değilsinizdir... Başka bir yerde başka bir kimlik kazanmaya gücünüz varsa ne ala... Belki yeniden başlarsınız. Ama yoksa aldığınız her nefes yorucu, bıktırıcı ve can acıtıcıdır...
Hayat bazen tatlı bir rüya, çoğu zamanda tatlı bir ruyadan sonra terleterek uyandıran bir kabus gibidir sanki. Kabus, bazen uyandıramayacak kadar gerçektir...
...Hayatın sığılığındaki derin duygular... (-) eksi sonsuzdan, artı sonsuza (+)
Aşk, Yepyeni Kalabilen Eski Bir Masaldır. H.HEİNE
17 Kasım 2011 Perşembe
14 Kasım 2011 Pazartesi
içimden geldi dinledim...
http://youtu.be/U3ZsBimsaUc
Hindi Zahra... Zaten severdim ama resmini görmeyi beklemiyordum facebook alemlerinde, şaşırdım. Özellikle ben dinledikten sonra görmek, sanki içimi okuyorlar yahu korkuyorum :)
Hindi Zahra... Zaten severdim ama resmini görmeyi beklemiyordum facebook alemlerinde, şaşırdım. Özellikle ben dinledikten sonra görmek, sanki içimi okuyorlar yahu korkuyorum :)
12 Kasım 2011 Cumartesi
O kadar aynıydık ki...
Biz aynıydık seninle...
Nefes alışlarımız, nefes verişlerimiz...
O kadar aynıydık ki, aynı rengi severdik mesela. Aynı renkte olurdu seninle kurduğumuz hayaller. Aynı renkte severdik, aynı renkte ölürdük birbirimizden ayrıyken... Gökyüzünün rengi bizim için birdi...
O kadar aynıydık ki aynı anda konuşurduk genelde. Aynı anda lafa başlar aynı anda susardık... Sen hep benden salise önce söylerdin sevdiklerini ve ben seni o kadar çok severdim ki -bunu herkes bilirdi- bazen sırf beni daha çok sev diye aynı şeyleri sevdiğimizi söylediğimi düşünmenden korktuğum için susardım. Bir sonraki hedefim hep senden önce konuşmak olurdu. Çünkü o kadar emindim ki aynı cümleyi kuracağımıza bir daha ki kesiştiğimizde, o kadar emindim ki geri kalan yarım olduğuna...
O kadar aynıydık ki, aynı yemekleri severdik mesela. Sen yerken benim gözlerimin içi gülerdi. en güzel yemek olan en sevdiğim yemektir ya zaten, seninle aynı zevki paylaşmak daha bir tatlı, daha bir güzeldi hep. Hele ki sen karşımda yemek yerken... benim ilk lokmam senin genelde son lokman olurdu... Sen yerken yemeğini, ben im karnım doyardı zaten. Sanki dişlerinin öğüttükleri benim mideme gidermişçesine, yemek borumuz birmişçesine... Aynı soluk borumuz gibi ;)
O kadar aynıydık ki seninle, gelecekteki planlarımız hep pişti olurdu. O yüzden yolumuz illa ki kesişecekti benim gözümde... Aynı bankta oturmayı, aynı -hayali- evde yaşlanmayı dilerdik içten içe...Bankın bile baktığı yön aynıydı gözümüzden. Bizim hayata baktığımız yer aynıydı zaten ki...
O kadar aynıydık ki seninle, aynı şarkıyı severdik mesela ya da aynı diziyi aynı filmleri... Ama öğrendiğimizde paylaşamazdık. Hiç aklımıza gelmemişti paylaşamıyorsak 'biz'im olsun demek. Daha önce 'biz' olmak hiç aklımıza gelmemişti belki. Belki korku, belki zamansızlık, belki belki hep olduğumuz şeyi aslında farkedemediğimiz için işte... Bir gün çaldı, dinledik, bir-leştik ve bizim oldu işte o şarkı. Aslında o günden beri... Ben benim, sen ise senin sanıyordun... ta ki biz'i tanıyana kadar...
Biz seninle o kadar aynıydık ki ; aynı şeylere gülerdik, aynı tepkileri verirdik mesela. Şaşırırdık, üzülürdük, kızardık, gülerdik aynı anda. Ve aynı anda severdik birbirimizi bir bakışımızla. Aynı anda akardı gözlerim gözlerine, Ağzımızdan çıkan kelimeler gibi kalbimize giren aşk dolu nameler aynıydı hep...
Biz seninle o kadar aynıydık ki yeteneklerimiz farklı olsa bile ruhumuzla birleştirmeyi başarırdık sanki... Ben düşünürdüm yazı yazardım, sen düşünürdün resim çizerdin... Sen benim düşündüğümün resmini, ben senin düşündüğünün yazısını yazardım. Yani elimizdeki resim, elimizdeki yazının tasviri olurdu. Öyle bakardık işte seninle hayata, hayallerimize, geleceğimize... Öyle bir düşünceydi bizimkisi Bir'in bir'i, en'in en'i gibi...
O kadar aynıydık ki seninle ben, aynı şeylerden korkardık mesela. En büyük korkumuz hep birbirimizi kaybetmek olmuştu... En büyük zorluk hep sana dokunamamak, senin verdiğin nefesi benim alamamamdı...
Biz seninle o kadar aynıydık ki,
aynı şeylere inat eder, aynı ketumlukla toslaşırdık bir köprüde, iki keçi misali...
Aynı anda bakardık gözlerimize, aynı anda sönerdi öfkemiz,
İkimizde saman alevi gibiydik, aynı anda parlar aynı anda sakinlerdik...
O kadar aynıydık ki; aynı anda aklımıza düşerdik birbirimizin ve aynı anda arardık birbirimizi, bu yüzden en aşk dolu anlarımızda meşgul çalardı telefonlarımız...
Ben seni aramakla, sen beni aramakla meşgul olurdun...Sonra aynı cümlelerle mesaj attığımızda anlardık birbirimizi sevmekle meşgul olduğumuzu ve
katlanırdı aşkımız biz'e birbirimizi katarak...
O kadar aynıydık ki bir gün ağlarsak aynı anda ağlardık ve aynı şey için... Neydik biz, evet bir'dik ,en'dik, tek'tik...
O kadar aynıydık ki biz bir gün gidersek aynı yönden aynı yöne gidecektik...
Ama ben hep senin solundan yürürdüm, sen benim sağ yanım olurdun, ben senin sol yanın...
Bir tek bu farka alıştırdık birbirimizi, o da tamamlanmak adına dedik, yanyana olmak adına işte...
Ama o kadar aynıydık ki bir gün gidersek ikimiz de aynı yoldan gideceğiz belki birbirimizden,
Ne yazık ki o zaman asla kesişemeyecek yollarımız...
Ben sağımda seni hayal ederek yine soldan yürüyeceğim,
Sen ise solunda beni hayal ederek sağdan yürüyeceksin...
Ve bir daha yollarımızın kesişmesini beklemeye yüzümüz kalmayacak...
.
11 Ekim 2011 Salı
Kayboluş
Düşünmem gereken o kadar çok şey var ki...
Aklımın yetmediği yerde kendimi beklemeye alıyorum adeta.
Ve ben şimdi gamzelerimin yerini sorguluyorum...
Unutuyorum...
Yavaş yavaş, kanatmadan fakat acıtarak...
bütün cümlelerimin hayallerimin sonunda üç noktalar hüküm sürerken;
Artık kendimi parantezin içine hapsediyorum...
Bunu ben yapıyorum.
Bunu ben yapıyorum...
Dalgınım ve daldığım yerden çıkamıyorum.
Çıktığım nefes aldığım yerlerse çok başka,bambaşka.
Kendimi kaybediyorum, kayboluyorum...
Yabancılaşıyorum kendime...
Kendime yabancılaşıyorum...
Bir sürü olmaktan korkuyorum, bir sürü çağla, bir sürü ruh...
Çokum , okadar çokum ki kendi kendimle kendimin dedikodusunu yapabiliyorum..
Sonra anlıyorumki nerde çokluk orda bokluk;
Aslında hiç mi hiç yokum...
Bir-leşmeyi özledim...Bir olmayı, tek olmayı.
Aklımın yetmediği yerde kendimi beklemeye alıyorum adeta.
Ve ben şimdi gamzelerimin yerini sorguluyorum...
Unutuyorum...
Yavaş yavaş, kanatmadan fakat acıtarak...
bütün cümlelerimin hayallerimin sonunda üç noktalar hüküm sürerken;
Artık kendimi parantezin içine hapsediyorum...
Bunu ben yapıyorum.
Bunu ben yapıyorum...
Dalgınım ve daldığım yerden çıkamıyorum.
Çıktığım nefes aldığım yerlerse çok başka,bambaşka.
Kendimi kaybediyorum, kayboluyorum...
Yabancılaşıyorum kendime...
Kendime yabancılaşıyorum...
Bir sürü olmaktan korkuyorum, bir sürü çağla, bir sürü ruh...
Çokum , okadar çokum ki kendi kendimle kendimin dedikodusunu yapabiliyorum..
Sonra anlıyorumki nerde çokluk orda bokluk;
Aslında hiç mi hiç yokum...
Bir-leşmeyi özledim...Bir olmayı, tek olmayı.
Parçalarımı toparlamayı.
Ben hep dağınıktım, hep darmadağındım..
Odamın içinde eşyalarımın yerleri belli değildi. Bir orda bir burda...
Ama kendimi bu kadar dağıttığımı farkedemeden ben,
Kaybolan parçalarımı arıyorum şimdi yerlerden...
O kadar birsürü ki,
Bulup tamamlayıp toparlayamıyorum işte..
Hem çokum, hem yokum..
Bir sürü parçam var ama eksiğim, tamamlanamıyorum...
Ben hep dağınıktım, hep darmadağındım..
Odamın içinde eşyalarımın yerleri belli değildi. Bir orda bir burda...
Ama kendimi bu kadar dağıttığımı farkedemeden ben,
Kaybolan parçalarımı arıyorum şimdi yerlerden...
O kadar birsürü ki,
Bulup tamamlayıp toparlayamıyorum işte..
Hem çokum, hem yokum..
Bir sürü parçam var ama eksiğim, tamamlanamıyorum...
23 Eylül 2011 Cuma
Ellerim Ellerin...
Ellerim aşk kokuyordu...
Ellerim sen kokuyordu.
Bir nefes çekiyorum en derinden
içime 'İlk'ten bir huzur doluyordu.
||Biz varoldukça hayallerime ay doğuyordu||
Ama bir hastalık 'çağ'ı çalıyor kapımı;
Kim o demeden açıyorum birden,
Hazırlıksız yakalanıyorum,
Kim olduğunu bilmeden..
Göz deliğinden bakıyor gözlerim ve
Boğazıma düğümleniveryor neşeli nağmelerim
Kökünden çekiliyor kanım,
Kanım sert, kanım kırmızı
Kulaklarımda nisanın fısıltısı
Gözlerim hayatın kör talihine kapalı,
Bir tad var dilimde ,
Hani çocukluğumdan beri özlediğim,
Arayıpta bulamadığım sanki.
Bir damla var kirpiğimde,
Nerden çıktığını anlayamadığım bir hüzün bulutu temsili gibi
Yıkıcı, boğucu, bunaltıcı...
Bıktırıcı, yıldırıcı...
Ellerimle dağıtamadığım bir sis var kapımın arkasında,
Burası benim cennetim diyorum, işte cennet burda
Ama sis öyle çok ve yoğun ki;
Her yer flu, her yer gri..
Çığlık gibi, ayaz gibi, kötü, pis, karamsar...
Ellerim onu yok edemeyecek kadar küçük
Hırçınlığıyla başedemeyecek kadar narin...
Ellerim...
Oysa onlar benim aşkla beslediğimdi,
Senle beslediğimdi...
Seni severek narinleşti ,
Sana dokunarak sakinleşirdi...
Ellerim...
Onlar kendimi kurtarmaya yetmezdi,
Battığım herneyse, ellerim çıkmama yardım edemeyecekti...
Ellerim içinde bulunduğum simsiyah defterin beyaz kalan tek yeriydi...
Ellerim sendeydi,ellerim sendi...
Ellerim sen kokardi,
Ellerim ellerindi...
Çağla BOZKIR...
Ellerim sen kokuyordu.
Bir nefes çekiyorum en derinden
içime 'İlk'ten bir huzur doluyordu.
||Biz varoldukça hayallerime ay doğuyordu||
Ama bir hastalık 'çağ'ı çalıyor kapımı;
Kim o demeden açıyorum birden,
Hazırlıksız yakalanıyorum,
Kim olduğunu bilmeden..
Göz deliğinden bakıyor gözlerim ve
Boğazıma düğümleniveryor neşeli nağmelerim
Kökünden çekiliyor kanım,
Kanım sert, kanım kırmızı
Kulaklarımda nisanın fısıltısı
Gözlerim hayatın kör talihine kapalı,
Bir tad var dilimde ,
Hani çocukluğumdan beri özlediğim,
Arayıpta bulamadığım sanki.
Bir damla var kirpiğimde,
Nerden çıktığını anlayamadığım bir hüzün bulutu temsili gibi
Yıkıcı, boğucu, bunaltıcı...
Bıktırıcı, yıldırıcı...
Ellerimle dağıtamadığım bir sis var kapımın arkasında,
Burası benim cennetim diyorum, işte cennet burda
Ama sis öyle çok ve yoğun ki;
Her yer flu, her yer gri..
Çığlık gibi, ayaz gibi, kötü, pis, karamsar...
Ellerim onu yok edemeyecek kadar küçük
Hırçınlığıyla başedemeyecek kadar narin...
Ellerim...
Oysa onlar benim aşkla beslediğimdi,
Senle beslediğimdi...
Seni severek narinleşti ,
Sana dokunarak sakinleşirdi...
Ellerim...
Onlar kendimi kurtarmaya yetmezdi,
Battığım herneyse, ellerim çıkmama yardım edemeyecekti...
Ellerim içinde bulunduğum simsiyah defterin beyaz kalan tek yeriydi...
Ellerim sendeydi,ellerim sendi...
Ellerim sen kokardi,
Ellerim ellerindi...
Çağla BOZKIR...
20 Eylül 2011 Salı
Beyin ve Sinir Rahatsızlıkları 1
Bir süreliğine dikkatimi çeken hastalıkların bilgilerini sizlerle paylamak istiyorum. Aslında herkesin bilgi sahibi olması gereken. Sebeplerini yaşayıp, önemsiz olarak adlandırılmaması gereken ciddi rahatsızlıklar...
Beyin Anevrizma Belirtileri
Subaraknoid Kanama
Subaraknoidal boşluğa, arter ya da ven ' in yırtılması sonucu, kan sızması ile meydana gelen tablo "subaraknoidal kanama" olarak adlandırılır. Subaraknoidal boşluk veya aralık ise beyinin en dışını saran pia mater adı verilen çok ince zar ile bu tabakanın üzerindeki zar olan arachnoidea arasında kalan mesafedir. Subaraknoidal kanamalar çok değişik nedenlerle meydana gelirse de en sık nedeni anevrizmalardır. Subaraknoidal kanamalar kafa içi patolojiler içinde, birden ölümlere yol açabilen en ağır klinik tabloların başında gelir ve anevrizma rüptürüne bağlı subaraknoidal kanama görülme sıklığı 40 - 60 yaş grubunda en yüksektir. Anevrizmalı hastaların % 50 sinde, genellikle kanamadan 1 - 3 hafta önce, uyarıcı belirtiler vardır. Baş ağrısı olguların % 30 unda çoğunlukla anevrizma tarafında olmak üzere tek taraflıdır. Anevrizmal subaraknoidal kanamaların % 30 u uykuda ortaya çıkar. Nedeni bilinmemekle beraber ilkbahar ve sonbahar ayları kanama sıklığının daha fazla görüldüğü aylardır.
Halk arasında baloncuk olarak bilinen anevrizma denince; genel olarak, temiz kan taşıyan damarlara ( arter ) ait genişlemeler anlaşılır. Anevrizmalar aort gibi çok geniş damarlarda oluşabildiği gibi, küçük ve orta boy damarlarda da oluşabilirler. Bu bölümde konu edilen, ani kanamalarla bazen çok dramatik sonuçlar veren beyin anevrizmalarıdır.
Anevrizmalar yapı itibarı ile damar duvarının doğuştan zayıf olduğu noktalarda, genellikle de damarın daha küçük dallara ayrıldığı noktalarda oluşur. Damar duvarının zayıf olduğu noktada damar içi basınç ( tansiyon ) nedeniyle her kalp atımında damar duvarı zayıf noktadan dışarı doğru bombeleşerek zamanla baloncuk oluşur. Baloncuk duvarı basınca dayanamadığı anda da patlar, patlama ya kendiliğinden olur ya da eforla oluşur. Örn. öksürme, ıkınma, cinsel temas gibi basınç artmasına neden olan aksiyonlar...
Anevrizmanın beyinde oluştuğu yerler
Beyini besleyen damarlar, beyin tabanında birleşerek Willis Poligonu adı verilen damar ağını meydana getirirler. Anevrizmalar genellikle bu willis poligonunda oluşur.
Anevrizması olan insanların büyük bir bölümünün hiçbir şikayeti yoktur. Ancak bazen migren tarzında ya da spesifik olmayan baş ağrıları olabilir. Ayrıca anevrizmanın büyük olduğu durumlarda kitle etkisi nedeniyle beyinde komşuluk yaptığı sinirlerle ilgili belirtiler görülebilir. Koku duyusunda bozulma ve göz sinirlerine ait felçler gibi...
Anevrizma nasıl ortaya çıkar?
Beyin Anevrizma Belirtileri
Subaraknoid Kanama
Subaraknoidal boşluğa, arter ya da ven ' in yırtılması sonucu, kan sızması ile meydana gelen tablo "subaraknoidal kanama" olarak adlandırılır. Subaraknoidal boşluk veya aralık ise beyinin en dışını saran pia mater adı verilen çok ince zar ile bu tabakanın üzerindeki zar olan arachnoidea arasında kalan mesafedir. Subaraknoidal kanamalar çok değişik nedenlerle meydana gelirse de en sık nedeni anevrizmalardır. Subaraknoidal kanamalar kafa içi patolojiler içinde, birden ölümlere yol açabilen en ağır klinik tabloların başında gelir ve anevrizma rüptürüne bağlı subaraknoidal kanama görülme sıklığı 40 - 60 yaş grubunda en yüksektir. Anevrizmalı hastaların % 50 sinde, genellikle kanamadan 1 - 3 hafta önce, uyarıcı belirtiler vardır. Baş ağrısı olguların % 30 unda çoğunlukla anevrizma tarafında olmak üzere tek taraflıdır. Anevrizmal subaraknoidal kanamaların % 30 u uykuda ortaya çıkar. Nedeni bilinmemekle beraber ilkbahar ve sonbahar ayları kanama sıklığının daha fazla görüldüğü aylardır.
Halk arasında baloncuk olarak bilinen anevrizma denince; genel olarak, temiz kan taşıyan damarlara ( arter ) ait genişlemeler anlaşılır. Anevrizmalar aort gibi çok geniş damarlarda oluşabildiği gibi, küçük ve orta boy damarlarda da oluşabilirler. Bu bölümde konu edilen, ani kanamalarla bazen çok dramatik sonuçlar veren beyin anevrizmalarıdır.
Anevrizmalar yapı itibarı ile damar duvarının doğuştan zayıf olduğu noktalarda, genellikle de damarın daha küçük dallara ayrıldığı noktalarda oluşur. Damar duvarının zayıf olduğu noktada damar içi basınç ( tansiyon ) nedeniyle her kalp atımında damar duvarı zayıf noktadan dışarı doğru bombeleşerek zamanla baloncuk oluşur. Baloncuk duvarı basınca dayanamadığı anda da patlar, patlama ya kendiliğinden olur ya da eforla oluşur. Örn. öksürme, ıkınma, cinsel temas gibi basınç artmasına neden olan aksiyonlar...
Anevrizmanın beyinde oluştuğu yerler
Beyini besleyen damarlar, beyin tabanında birleşerek Willis Poligonu adı verilen damar ağını meydana getirirler. Anevrizmalar genellikle bu willis poligonunda oluşur.
Anevrizması olan insanların büyük bir bölümünün hiçbir şikayeti yoktur. Ancak bazen migren tarzında ya da spesifik olmayan baş ağrıları olabilir. Ayrıca anevrizmanın büyük olduğu durumlarda kitle etkisi nedeniyle beyinde komşuluk yaptığı sinirlerle ilgili belirtiler görülebilir. Koku duyusunda bozulma ve göz sinirlerine ait felçler gibi...
Anevrizma nasıl ortaya çıkar?
- Genel amaçlı yapılan tomografi veya MR tetkikinde tesadüfen
- Kafa sinirlerine ait belirti vererek. Örneğin görme sinirine ait felçler.
- Kanama sonucu: Kanama da sızıntı şeklinde beyin zarları arasına (subaraknoid kanama) veya beyin dokusu içerisine olmak üzere iki türlü olabilir.
18 Eylül 2011 Pazar
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)