Aşk, Yepyeni Kalabilen Eski Bir Masaldır. H.HEİNE

13 Eylül 2014 Cumartesi

Yargılar

Ben yazı yazarım.
Eşime , dostuma, arkadaşıma, sevdiğime...
Hatta bazen sevmediğime bile. O an beni beslemesi önemlidir ya da bir nevi ilham vermesi diyelim. Ama yazdıklarımın yaşadıklarımla paralel tutulup yargılanmasından sıkılıyorum, boğuluyorum bazen.
Diyeceğim o ki, ben bugün yalnızlıktan kusacağımı yazsam kendimden ziyade senden, ondan, yalnızlığın özünden de besleniyor olabilirim. Nitekim bazen de hissettiğim bire-bir odur, ama bundan da kime ne demekten alamıyorum kendimi..
Kısacası azizim yargılanmak ! Yargılanmaktan yorulan zihnim,bunalan kalbim mevcuttur.
Ha şimdi soran gözler, dile gelen sözler olur aslında kim yargıladı bu kızı da kustu bu kadar sıkıntılarını..
İşte en eğleneceğim kısım burası..
Kimse tarafından suratım asılmadı ya da yargılanmadı paragraflarım, şiirlerim...
Henüz.. 
Diyeceğim o ki gerçek olsa da , olmasa da 
Böyle düşünen insanlar olacaksa, olmasın hayatımda.
Ben bunu niye yazdım..
Anlattım ama sanırım yine de anlaşılmadım.
Tek istediğim şey, saklanmamak..
Korkuyorsanız herhangi biriniz, en iyisi bana ilham vermeyiniz !
(gülücük)

18 Haziran 2014 Çarşamba

Şarköy Özledim Seni.

Uzaklaşmak iyi gelecek bana. Özlediklerim var orada, eğleneceğim yerler, ağlayacağım liman, gece yapacağım sahil gezilerim var hem.
Şarköy..
Seni özledim, deli gibi. Kimse senin gibi değil.Sen gitmezsin hiç, bu ne güzel bir duygu. Kalmak, kalabilmek..
Biliyorum sen de özledin beni, sesimi, gülüşlerimi hatta gözyaşlarımı.
Yoo..ağlamaya gelmiyorum ama mutlu değilim. Neden nasıl olayım ? Ayrıca benim mutluluğumdan önemli şeyler var hayatta..
Saygı duyuyorum..

Hayır.. ağlamıyorum..
Kim demiş Çağ güçsüz, tamam ben diyorum. Kalbim var çünkü, hepinizden fazla..
Ama noktalarım bile benziyormuş noktalarına onu fark ettim..
Paylaşacak çok şeyim birikti yalnız. Kalbimin odaları cereyan bile yapamıyor artık. Kapattım pencerelerimi.
Düşünüyorum, keşke çöpe atsaydım kelimelerimi diyorum bazen.

Ah Çağ sen, sen ve sivri dilin. .
Ve kendime yabancılaşıyorum daha sonra, kaybettiğim her şeyden herkesten ben sorumluyum çünkü.
Ben ve beynimden bağımsız hareket eden çenem..

Benim kulaklarım yok artık, dinleyemeyeceğim kendimi. Belki bir süreliğine belki de...
Neyse,

Yazarım ben de. Hem gönderilmemiş mektuplar da umutlandırır insanı. Bir gün doğru adres bulunursa, okunur belki.
Bu şarkıyı da pek severim bugünün şarkısı da sen ol bakalım.
Bazı sesler vardır ki , derinlik katar hayatına..
Boğulmadan yüzebilirsem ne ala bana..
Kalın sağlıcakla..

15 Haziran 2014 Pazar

Penceremden...

Hayallerimde bile özgür değilim,
Beni özgür kılın,
Ruhum var benim,
Sıkıstırmayın...
Doğru değil,
Mutlu olmak istiyorum.

14 Ocak 2014 Salı

Gerçeklere biraz mola;
Ve sanki o sadece severken bile, bütün anlarımı süslerdi
O beni severdi, ben hayranlıkla seyrederdim.
Sonra ben de sevdim
Ben sevdikçe o daha çok, daha çok sevdi.

Ve anladık ki,
Sevgi paylaştıkça çoğalan bir şeydi.

20 Eylül 2013 Cuma

BEKLEYİŞ

Milyonlarca insan arasında, yüzlerce kişi içinde, onlarca insan yanında ve bir kişinin kalbindeyken bile tadarsın yalnızlık duygusunu. O puslu havayı solursun ve içine çekersin tüm hayatın kirini pasını. Yalnız olmadığın tek konu, kendini yalnız hisseden kişinin bir tek sen olmadığın konusudur.
Bakışların uzaktır artık, yakın olursa eğer yabancılaşırsın çünkü. Bir an silinir sanki belleğindeki iyi kötü hatıralar. Öyle bir boşluktur ki bu,'' kötü hatıralara bile razı kalabilirdim'' düşüncesi geçiverir aklından. Sorun karşındakini tanımayışın değil, artık kendini bile tanıyamıyor olmandır belki de. Ama ne önemi vardır ki, kendine yabancılaşmışsan zaten sana dair her şeye, herkese yabancısındır artık. Seni sen yapan her şeye, herkese...

Hem hayatımızın hiçbir dönemi bizim , yalnızca bizim seçimlerimizden oluşmaz ve oluşmayacaktır zaten. Ne istersen ya da hayata dair gerçekleştirirsen, nasıl ki  başka hayatları etkiliyor ve ilgilendiriyorsa, bil ki çoğu zaman sende başkalarının etkilerini yaşıyorsun demektir. Başkalarının hayallerinin bir parçası ya da figüranı gibi. Aza tama etmek , çoğunu hayal bile edemeyecek kadar haddini bilmek hayata karşı. Bu bendeki duruş da tıpkı bu işte. Bu hayat- benim hayatım- kimin hayali, kimin senaryosu henüz çözemedim. Herkesin bir kalem oynatıp rol çizdiği aşikar olsa da ; beni ben yapan, hayata dahil eden kalemin sahibini kestiremedim hala.
Tek bildiğim kim başlamışsa yanlış başlamış, rolleri eksik ya da gelişigüzel dağıtmış. Ha bir de hayata bakışımla ilgili ironik bir karakter çizerek hayatımın içine etmiş. Mutluluk konusunda cimri davranıp, dramın dibine vurmuş.
Sanırım bu senaryoyu alkış toplamayı seven biri yazmış...
Kimin kaleminde, kimin hayatında, kimin kaderinde, kimin hayalinde, kimin dikkatindeyim bilmesem de, kimin hayatının etkilerini ya da tepkilerini yaşıyorsam eğer atlanılmış olan ufak bir ayrıntı var ki ; kalptir onun adı, herkes de var olduğu ve kırılabilen hassas bir organ olduğu unutulmaması gereken ufacık bir ayrıntı.. 


Daha sonra, unutulduğu vakit ...

Bazen beklenir. Suyun akıp yolunu bulması , artık olması gerektiği yere erişebilmesi için acı, derin ve isyankar bir bekleyiştir bu. Çarkın dönüleceğini umup, son çırpınışları bitene kadar direnmektir. İnancını son damlasına kadar harcayarak. Kendini bile ürkütmeden sessizce, çaresizce beklenir. Her geçen zamana inat kalp atışlarını arttırarak, hızlı ve kontrolsüz nefes alıp vererek, dişlerini sıkarak beklemek... beklemek... beklemek...

Sonra öyle bir zaman gelir ki konuk oyunculardan biri bir zaman başrolü öldürebilir. Yerine geçemeyeceğini bilse bile. 

Ve bunu sadece bir kere bile olsa hayata karşı gülebilmek için yapar. Kendi rolünü kendisi seçebilmesi için...

'ÇAĞ'